Skip to content

Bir garip kedi!

Bizim sokakta bir kedi var. Esasında bir sürü kedi var fakat bir hikâyesi olan bir tane kedi var. Muhtemelen diğerlerinin de hikâyeleri vardır. Belki hepsi de önemlidir kendilerince. Hikâyelerini bilmediğimiz için onlar hakkında söyleyecek bir şeyimiz de yok. Sokağa baktığımda onların hikayelerine ait bir iz yahut onların hikayelerinden bölümler okuyan bir anlatıcı görmüyorum. Sağa sola, kendilerine göre düzenli fakat bütüne bakıldığında tamamen düzensiz şekilde park etmiş araçlar, yalandan bir iki ağaç, yol ile aynı hizada küçükce kaldırımlar ve ileride kendisinden büyük abisine bağlandığı noktada görünen, gelip-geçen araçlar ve onların motor sesleri. Her bina duvarında kendisinden bir tane daha bulup yola onunla devam eden, kulağıma ulaştığında ise ‘beni buraya gömsünler’ diyerek içeri giriveren motor sesleri. Dayanılmaz olduğunu düşünsem de dayanılır sesler aslında. İşte bizim sokak ve ona emanet araçlar ve kediler verip duran abisi cadde. Aslında sokaklar çok anlatmaz içindekileri. İstesen de anlatmaz, yalvarsan da. Ne hikâyeler taşır o sokaklar fakat göremezsiniz öylece bakınca. Herkes aynıdır, sokaktan bakınca. Ve her birinin adı da Kes’tir. Adları bile aynı baksanıza, nasıl farklı olabilirler ki birbirlerinden. Saygısız olan da Kes, bir otobüse akbilsiz -daha doğrusu İstanbul Kart’sız- bindiğimde, kaptanın seslice ‘yolculara sor’ diyerek yolcuları duruma hazırlayan, bana da cesaret veren cümlesinin ardından, ön taraflarda oturan bir kaç talihsiz Kes’ten bilet isteyecek olma mahcubiyetimi -‘buyur kardeşim’ diyerek akbilini bana uzatarak- önleyen, pek de sevecen görünmeyen fakat bu hareketiyle takdirimi kazanan şahıs da Kes, geceleri uyuşturucu ile, gündüzleri yatak ile yaşayan, kim bilir hangi saat 12’den sonra bir Beşiktaş motorunda göz ucuyla üşümesini izlediğim genç de Kes. Sokağa sorsanız; gelip-geçenler. Bilene sorsanız, ne hikâyeler. Sokak da bilir ama gizler!

İşte bu sokakta bir kedi var. Kediyi anlatmadan önce… Az yukarıda kaptanın ‘yolculara sor’undan bahsettim. Bir gün adamın biri biniyor otobüse, bileti yok. Bir ara biletle biniliyordu otobüslere. ‘Kaptan’ diyor, ‘biletim yok. Binebilir miyim?’. Kaptan, düğmesine basılmış da fonksiyonunu yerine getiriyor gibi ‘yolculara sor’ diyor. Adam yolculara doğru dönüp, utanarak: ‘Sayın yolcular! Biletim yok. Binebilir miyim?’ diyor. Bu saflığından dolayı birisi çıkıp ona bilet vermiştir herhalde. Gülüp gülüp, ‘ilahi!’ diyerek biletlerinin olmadığını fakat üzgün olduklarını söylememişlerdir oradaki her Kes. Bu kedi henüz yavru iken boynuna kemerli bir tasma takmışlar. Sonra nasılsa ya sokağa atılmış yahut kaçmış garip. Şimdi ise iyice büyümüş ve o kemer boynunu o kadar sıkıyor ki kedi mütemadiyen ağlıyor. Evet yeni bir kedi sesi daha öğrendiniz; kedi ağlaması. Bambaşka bir şey. Hatta bu kemer o kadar sıkı ki, tüylerinin arasından zor görünüyor. Ben bir-iki yakalamaya çalıştım fakat çok ürkek. Asla yanaşmıyor, mesafeyi koruyor. Kasım ile bir gün sokaktan geçerken kediyi uyur halde bulduk. Kasım; ‘üzerine bez gibi bir şey atıp onunla zapt edelim’ dediyse de, ben çıplak elle yakalarım düşüncesiyle kediye yaklaştım fakat uyandı, beni yakın görünce de kaçtı gitti. Bir yakalasam çözeceğim tasmasını ama yakalayamıyorum. Çok dua eder bana.

Bir bilse ona iyilik yapacağımı. Kaçmaz benden bu gibi.

Geçen yine gördüm. Göz göre göre ölüme gidiyor kedi. Gittim bakkaldan ufak bir salam parçası aldım. Onu bölüp bölüp kediye attım, her attığımda biraz daha yaklaştı. En son tam önüme koydum ve onu da yemek için önüme kadar geldi. Evet, kediler salam kokusuna dayanamıyor. ‘Tüysüz kedi salam için soğuk suya dalar’ diye atasözleri bile varmış kedilerin. Kedi tam önceğizimde salamı yerken, kediyi tutmak için sırtına doğru bir hamle yaptım, maksadım bir elimle onu yere bastırıp diğer elimle tasmanın tokasını açmak. Heyhat! Kedi yarım metre zıpladı, havada yarım burgu yapıp üç ayak üstüne düştü ve emince bir mesafeye kadar gidip ‘Tam da sana güvenmeye başlamıştım! Hepiniz aynısınız’ diyen gözlerle bana bakmaya başladı.

Hasılı, kediyi hâlâ yakalayamadım. Bir dahakine salam ve koli ile gideceğim. Eğer başarırsam koliyi bir veteriner hekime götüreceğim ve ‘bu kolinin nesi var doktor?’ diye hızlıca içeri gireceğim. Ah beni! Tabi ki koliyi veterinere götürürken kolinin içinde kedi de olacak. 3 gram salama kanmış bir kedi olacak. Yüreğim ona hayatının iyiliğini yapmak için çarpadursun, onun meyli 3 gram salama. Yüreğim umrunda mı? Hekim, kediyi sakinleştirip tasmayı çıkartır sanırım. Sonra sen sağ ben selamet.

2 thoughts on “Bir garip kedi!

    1. Kedi elimden kaçtı… Sonraları bir kere daha gördüm aynı şekilde. Yine yakalamaya çalıştım lakin yine kaçtı. Daha sonra hiç görmedim. Umarım, kurtulabilmiştir.

Bir Cevap Yazın